Bauma 2019

Bauma 2019’a E-MAK damgası

Dünyanın önde gelen asfalt makineleri üreticisi Simge Group şirketlerinden E-Mak Makine’nin mega kentleri tozdan kurtaracak yeni buluşu ‘Megaton’, Bauma Fuarında dünya lansmanına çıktı.

Almanya’nın Münih kentinde düzenlenen iş, inşaat ve madencilik makineleri alanında dünyanın en büyük organizasyonu olan Bauma Fuarı’na 58 ülkeden 3 bin 425 firma katıldı. Türkiye’den 190 firmanın katıldığı fuarı 614 bin ziyaretçi gezdi. 2004 yılından buyana düzenli olarak fuara katılan E-Mak bu yıl kurduğu dev fabrika ile dikkatleri üzerini çekmeyi başardı. 90 günlük bir organizasyon ve 70 tır ile taşınan dev tesis dünyada alanında bir ilk olma özelliği taşıyor. Agreganın kullanıldığı hemen her sektöre hitap eden bin ton ağırlığındaki agrega fabrikası ‘Megaton’ 3 bin ton depolama alanı, günlük 10 bin ton agrega üretim kapasitesi ile sektörün en büyük ve en yenisi konumunda. Tesisin en büyük özelliği çevreci olması. Dünyanın en büyük firmalarının yeni teknolojilerini tanıttığı fuarda, yerli ve milli üretimi temsil etme başarısını gösteren E-Mak Makine A.Ş. Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Emre Gencer, Bauma Fuarı’nda sergiledikleri Megaton’u anlattı. Tamamen Türk mühendisliği ile, Ar-Ge ve inovasyon altyapısıyla çevre ve insan sağlığı odağında sektörün dönüşümünü sağlamak istediklerini vurgulayan Gencer, Megaton ile özellikle metropollerin en büyük sorunu olan toz kirliliğinin önüne geçileceğini söyledi. Tamamen kapalı bir sistemle tozu, toprağı ve sesi içeride tutarak halka zarar vermesi muhtemel hiçbir kalıntının dışarı çıkmasına izin vermediklerini anlatan Gencer, “Çevreyi rahatsız etmemek için bu makineyi geliştirdik. Bunu da yaparken dünyaya yeni bir teknoloji sunmayı hedefledik. Dünyada agrega konusunda ortak bir teknoloji yok. Kimse bu derse çalışmamış. Ama bütün doktorlar da diyorlar ki, dünyada taş ocaklarından çıkan tozlardan kanser oranları artıyor. Ama çaresini bulan yok. Biz bunu en ekonomik, ortak bir teknoloji haline dönüştürebilen şirket olmak istiyoruz. Agreganın çevreye zarar vermeden üretimi için yola çıktık. Megaton ile tozu, toprağı ve sesi ortadan kaldırarak üretimdeki enerjiyi de ton başına 5.5 kilowattan 1.14 kilowata düşürdük. Amerikalılar gelip nasıl yaptığımızı soruyorlar. Bugün olmazsa olmaz olan agrega sayesinde okullar, hastaneler, evler kısaca dünya kuruluyor. Türkiye, tek başına dünya agrega kaynaklarının yüzde 40’ına sahip. Rusya’da agreganın tonu 55 Euro, Almanya’nın kuzeyinde 45 Euro, güneyinde 35 Euro. Türkiye’de ise 2 dolar. Bunu kazanıma dönüştürmek mümkün” dedi.

“Megaton Dünyada ilk”

Dünyanın gelişmiş ülkelerindeki büyük markalarla çetin rekabet şartlarında mücadele ettiklerinin altını çizen Emre Gencer, yerli ve milli üretimin önemine işaret ederek şunları söyledi, “Hayalimiz ülkemiz için öyle bir şey yapalım ki, bir sektörde ülkemiz en başta olsun. Burada şu anda gözüken, kurulu bulunan stantlar içerisinde başı çeken biziz. Ülkemizin adı asfalt ve agrega sektöründe ön sıralarda yer alıyor. Sahip olduğumuz imkanları hafife almamak lazım. Ülke olarak çok iyi imkanlarımız var. Megaton bugün dünyada olmayan bir teknoloji.”

Fuarda sergilenen fabrika 70 TIR ile Almanya’ya taşındı

Bauma Fuarı’na ilk kez 2004 yılında 18 TIR’la geldiklerini belirten Emre Gencer, “Sonra her 3 yılda bir bu rakam arttı. 2007’de 24, 2010’da 43, 2013 ve 2016’da 60’ar TIR, bu yıl ise 70 TIR ile geldik. Türkiye’nin herhangi bir fuarda rekor katılımıdır bu. Fuara gidiş geliş için 90 günlük zaman ayırdık. Kurulumunu 50 günde tamamladık. 18 Mayıs’ta tamamen söküp Türkiye’ye döneceğiz” diye konuştu. İş ve madencilik makineleri sektörünün dünya devi firmaların rekabetine sahne olan bir sektör olduğuna işaret eden Gencer, “Eskiden buraya geldiğimizde varlığımızı duyurmaya, yabancıların çok alışık olmadığı Türk makine sanayini tanıtmaya çalışırdık. Fakat son 20 yılda dünyada çok şey değişti. Biz ve bizim gibi Türk firmaları dünyada çok başarılı oldu. Bauma bizim sektörümüzde adeta bir olimpiyat. Burada yoksanız sektörde yoksunuz. Burada nasıl varsanız sektörde de bıraktığınız iz o ölçüde. Burası bu konuda teknolojinin vardığı en yüksek çıta. Biz de buraya iddialı gelmeye devam ediyoruz. Bu çaba boşuna değil. Bir iz bırakıyor. Bilinirlik yaratıyor” değerlendirmesini yaptı.

Başköy tesisi bir Ar-Ge üssü

Bugüne kadar yaptıkları makinelerin başarılı olmasının nedeninin Bursa Başköy’de bulunan taş ocakları olduğunu belirten Emre Gencer, bu tesisi bir Ar-Ge üssü olarak kullandıklarını, geliştirilen makinelerin önce bu tesiste denendiğini anlattı. 32 yıldır Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin yol işlerini yaptıklarını dile getiren Gencer, grup içindeki taahhüt işlerinin toplam cironun yüzde 70’ini karşıladığını bildirdi. Kocaeli civarında Gebze, Hereke ve İzmit’te, Bursa’da İzmir Yolu, Karacabey ve Mekece’de toplam 6 şantiyede çalıştıklarını aktaran Gencer, 900 kişinin çalıştığı grubun toplam cirosunun 350 milyon lirayı bulduğunu açıkladı. Halihazırda Türkiye ve dünyada çalışan 130 tesisleri bulunduğunu kaydeden Emre Gencer, bugüne kadar Türkiye’nin yanı sıra Almanya, Doğu Avrupa ülkeleri, Türk cumhuriyetleri, Ortadoğu ve Afrika gibi ülke ve bölgelere yaklaşık 100 milyon dolarlık asfalt plenti satışı yaptıklarını, üretimin yüzde 40’ını ihraç ettiklerini söyledi.

Turquality ile 5 yıllık yol haritasını belirledi

Bu yılın ocak ayında Turquality Marka Destek programına dahil olduklarını hatırlatan Emre Gencer, Almanya, Rusya, Kazakistan ve Cezayir’i hedef Pazar olarak belirlediklerini, beşinci ülke olarak da Irak veya Nijerya üzerinde durduklarını açıkladı. Turquality ile birlikte stratejik planlamalarını yaptıklarını belirten Gencer, bir sonraki hedeflerinin bakanlıktan onaylı Ar-Ge merkezi belgesi almak olduğunu ifade etti. Emre Gencer, ayrıca grup içinde kurumsallaşma çalışmalarına da son dönemde hız verdiklerini dile getirdi.

“Bugün Türk malına olan önyargıyı kaldırıp atmanın günü”

Türkiye’nin kalkınması için markalı büyümeye ve ihracat ihtiyacı olduğuna vurgu yapan Emre Gencer, “Ülkemizin kalkınmasını, bir yere gelmesini Türk markalarının büyümesiyle eş değer görüyoruz. Makine sektörü, özellikle yatırım makineleri, Türkiye’nin büyüyeceği, dünyaya kendini kanıtlayacağı, insanımızın kalkınacağı sektördür. Makine üretmek düşünce üretmek, tasarım üretmek, bilgi oluşturmaktır. İhracat ülkemizin bir numaralı amacı olmak zorunda. Şu anda da bu bilinç yerleşmeye başladı. Buradaki ürünlerin tamamı patentli kendi tasarımımızdır. Öte yandan Türk malına olan önyargıyı kaldırıp atmanın günü bugün. Başka şeylerin hayranlığını bırakma günü bugün. Biz burada Almanlara ihracat yapıyorsak, bütün Avrupa’ya ihracat yapıyorsak, Türk müteahhitlerinden de rica ediyorum. Türk malına olan güveninizi yüzde 100’e getirin” değerlendirmesini yaptı.

“Türk ihracatçısına daha çok destek verilmeli”

Türkiye’nin makine sektöründe ithalatının 30 milyar dolar, ihracatının ise 13 milyar dolar seviyesinde olduğuna vurgu yapan Emre Gencer, ihracatçıların ellerinin güçlendirilmesi için Türk Eximbank’ın mevcut uygulamalarında düzenlemeler yapılması gerektiğini savundu. İhracatçıya sağlanacak destek artırımının ülkeye kazanç olarak katlanarak döneceğini belirten Gencer, şunları söyledi, “Eximbank, kaynaklarının çok daha büyük kısmını Alıcı Kredileri ve Alacak Sigortası faaliyetlerine ayırmalı. Öte yandan en fazla bir yıla kadar olan ihracat alacakları sigorta kapsamına alınırken, daha uzun vadelerdeki işlemler kapsam dışı tutuluyor. Ayrıca alıcı firmalara tahsis edilen limitler son derece az, potansiyel ihracat hacminin çok az bir kısmı sigorta kapsamına alınıyor. Alıcı firma limit tahsislerinde de uluslararası kuruluşlardan istihbarat hizmeti alındığı için firmanın iş yapabilme kabiliyet ve potansiyeli tamamen göz ardı ediliyor. Bunun yerine leasing firmalarının kendi müşterilerinin kredi taleplerini değerlendirirken kullandıkları puanlama sistemi benzeri bir değerlendirme aracı kullanılması ve mümkün olduğunca bankanın kendi imkanları ile inceleme yapması limit tahsislerine olumlu anlamda etki yapacaktır. Son olarak da ülke prim oranlarının oldukça yüksek olduğunu ve ihracatçı firmalara hatırı sayılır yük getirdiğini de ilave etmek gerekir.” Yatırım malı ihracatında en etkin finansman aracının doğrudan yurt dışındaki alıcı firmaya kredi temin edilmesi olduğuna işaret eden Emre Gencer, özellikle iş ve inşaat makineleri ihracatında ABD, Almanya, Fransa, İsveç ve benzeri iş makine sanayi gelişmiş ülkelerin kendi Eximbank benzeri kuruluşları vasıtasıyla bu tür kredileri yoğun olarak verdiklerini anlattı. Gencer, “Her ne kadar Türk Eximbank ürün listesinde benzeri bir uygulama yer alsa da hem kredi şartlarının rakip ülke kuruluşlarının şartları kadar cazip olmaması hem de alıcı firmadan banka teminat mektubu talep edilmesi nedenleriyle pratikte uygulanamıyor” dedi.

AK Parti Grup Başkan Vekili Bülent Turan, Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Enver İskurt, Münih Başkonsolosu Mehmet Günay, Münih Ticaret Ateşesi Ayman Ertem Çoban, Karayolları Genel Müdürü Abdulkadir Uraloğlu da fuarda E-Mak standını ziyaret ettiler.